Balıkesir Miras Avukatı

İzale-i Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası)

Eski adıyla izale-i şuyu ve yeni adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, paylı (müşterek) ya da elbirliği (iştirak halinde) ile mülkiyete konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda paydaşlar yani ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı bir dava türüdür.
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında uyuşmazlığa konu olayın özellikleri ise, hem mahkeme kararlarını ve bunların infazı sürecinde yaşananları hem de doğrudan
ortak malvarlığı unsurlarının satış bedelini doğrudan etkilemektedir.
Bu durum ise; davaların açılması anında, davalar açıldıktan sonraki
yargılama aşamasında ve mahkeme kararlarının infazı/satış sürecinde
mevcut verilerin, özellikle de dava sonucu yapılan açık artırmada oluşan fiyata etkileri yönünden irdelenmesini gerektirmektedir.

Ortak Mülkiyet Kavramı Ve Unsurları

Birden çok kimsenin taşınır veya taşınmaz nitelikteki aynı eşya
üzerinde maddi şekilde bölünmemiş (paydaşların payları fiziki olarak belli değil) paylara malik olmalarına imkân veren mülkiyet türü, paylı mülkiyettir.
Bu mülkiyet biçiminde başka türlü belirlenmedikçe, her paydaşın eşyadaki payı eşit sayılır. Paydaş kendisine ait payı serbestçe devredebilir ve payların alacaklı gibi başka kişilerce rehin veya haciz edilmesi mümkündür (TMK md. 688).
Paylı mülkiyette, payın tamamı değil bir kısmı da devredilebilir (TMK
md. 732).

Paylı mülkiyete konu eşyadaki bölünme soyut bir bölünme olduğu için ortaklık devam ettiği müddetçe eşyanın hukuki ve maddi yani fiili bir şekilde paylaşımı gerçekleşmez. Bu mülkiyet hali; bir hukuki muamele, kanun hükmü, mahkeme kararı veya idari tasarrufla meydana gelir. Örneğin; 3 Paydaşlar, eşya üzerinde 1/2, 1/4, 1/5, 2/5 gibi mülkiyet hakları nispetinde yetki ve yükümlülüklere sahip olurlar.
Dolayısıyla, paylı mülkiyette her ortağın eşyanın her yerinde kendisine ait pay
nispetinde diğer ortaklar ile aynı derecede hakkı bulunmaktadır.
Birden çok kişinin mülkiyet hakkına sahip olduğu elbirliği mülkiyeti ile
paylı mülkiyet hallerinden hangisinin aynı eşya üzerinde var olduğu
hususunda belirsizlik bulunduğu zaman, eşyanın paylı mülkiyete tâbi
olduğu kabul edilir.

Elbirliği ile mülkiyet hali

Elbirliği ile mülkiyet hali ise, Medeni Kanun’un 701. maddesini 1.ve 2. fıkralarında “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği halinde mülkiyet tipinin en
önemli özelliği, birden fazla kişinin bir malın tamamında mülkiyet hakkına sahip olmasıdır. Bu durum sebebiyle de iştirak yani ortaklık süresince malikler, malda taksim ve paylı mülkiyetin aksine kendi hisselerinde tasarruf gerçekleştirememektedirler (TMK md. 702/3). Tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekmektedir (TMK md. 702/2).

Ölüm olayı ile birlikte miras bırakanın malları üzerinde mirasçılar arasında kendiliğinden kurulan “miras ortaklığı” elbirliği ile mülkiyet halinin en tipik örneğidir. Mirasçılar ölüme bağlı olarak murisin malvarlığı -tereke- unsurları üzerinde elbirliği halinde mülkiyete sahip oldukları için terekeye ait bütün haklar üzerinde ancak birlikte tasarruf edebilirler (TMK md. 640/2). Diğer taraftan; mirasçılardan her biri,
sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK md. 642/1).
Dolayısıyla terekedeki mallara iştirak halinde malik olan her mirasçı,
ortak sıfatıyla terekedeki taşınır ve taşınmaz malların aynen ve şayet
bu mümkün değilse satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini
sulh mahkemesinden isteyebilir. Bu mülkiyet tipinin sona erdirilmesi
istemiyle açılan ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarına bütün ortakların katılmaları gerekmektedir. Bu sebeple, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.

Ortak Mülkiyetin Dava Yoluyla Sona Erdirilmesi

Paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, müştereken malik olduğu malın paylaşılması suretiyle payının kendisine verilmesini her zaman isteyebilir. Bu durum, hiç kimsenin mülkiyetteki paylı halin devamına zorlanamaması esasına dayanmaktadır. Bu durumda paylı mülkiyete tabi malın paylaşılması yönündeki bu istek (izale-i şuyu beyanı) paydaşlara ulaştırılarak tüm paydaşların katıldığı iradi paylaşma (paylaşma sözleşmesi) veya paylaşmada anlaşma sağlanamaması durumunda dava açılarak yargısal paylaşma gerçekleştirilebilir.
Görüldüğü üzere; ortaklığın giderilmesi davaları, paydaşların
paylaşma isteğinin kendisinde veya paylaşmanın biçiminde anlaşamaması durumunda açılmaktadır. Paydaşlardan biri, bu davayı açarak malın eğer varsa mevcut paydaşlık oranlarına göre maddi olarak bölünmesine ve şayet bu mümkün değilse artırma yoluyla satılıp parasının paydaşlara paylar oranında bölüştürülmesine yönelik mahkeme kararı tesis ettirmek ister.Mahkeme de payın miktarı ve paydaşların
sayısı imkân veriyorsa talep halinde aynen taksim, aksi takdirde malın
satılarak satış bedelinin ortaklara/paydaşlara dağıtılması şeklinde satış yoluyla taksim olarak paylaşmaya karar verir. Bu suretle, üzerinde anlaşmaya varılamamış paylaşma işi kurucu nitelikteki mahkeme kararı ile yerine getirilmiş olur.

Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkemeler


Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkemeler, taşınır
veya taşınmaz mal ve haklar için dava konusu malın değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemeleridir (HMK md. 4/1.f., 1. b.). Hakimin görev konusunu re’sen
dikkate alması gerekmektedir. Genel yetki kuralları gereğince, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ortaklığın giderilmesi davasına bakmakla yetkilidir (HMK md. 6).
Ortak mülkiyetin konusu taşınmaz bir mal ise, yetkili mahkeme ilgili taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir (HMKmd. 12). Bu noktada; taşınmaz malların ortaklığının giderilmesi davalarında yetki sözleşmesinin, HMK md. 12 hükmünün kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle geçerli olmadığı, taşınırlar için ise söz konusu yetki sözleşmesinin yapılabileceği ve birden fazla taşınmaza ait paylaşma davalarında taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu (HMK md. 12/3) hususları vurgulanmalıdır. Taşınır ve taşınmaz malların birlikte paylaşma davasına konu olması durumunda; bu mallar aynı yerde bulunuyor ise dava o yerde ve şayet taşınır ile taşınmaz mallar ayrı yerlerde bulunuyorsa da taşınırlar için davalının
yerleşim yeri mahkemesinde, taşınmazlar için de taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde (HMK md. 6/1) açılır. Miras bırakanın terekesiyle ilgili açılacak ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yer mahkemesidir (HMK md. 11/1).

Balıkesir Avukatlık ve Hukuk Bürosu – Balıkesir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. Balıkesir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. Balıkesir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve balikesiravukat@gmail.com e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izale-i şuyu” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.